top

 

Kıbrıs Medya Grubu

CTP, otuz yılı aşkın bir süre muhalefette bekleyen bir siyasi partimizdir ve genellikle yüzde onlar civarında bir oy potansiyeli ile hep muhalefette kalmıştı. 2004 öncesi Çözüm ve AB hedefiyle meydanlarda esen rüzgarı kendi yelkeninde toplamayı başarmış ve son altı yılın büyük kısmında Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan’ı bünyesinden çıkarmıştır.

CTP, Kıbrıs Türk toplumunu AB değerlerine yakınlaştırmak, Kıbrıs sorununu çözmek, demokratikleşmeyi sağlamak, ve daha fazla insan hakları ve özgürlükler sağlamak sözü ile gelmesine rağmen bekleneni verememiştir. Gelinen noktada toplumun büyük bir kesiminin desteğini yitirmiş görünüyor.

Hükümet koltuklarına yerleştikten itibaren CTP yönetimi, çok az sayıda siyasi partiye nasip olan gücü doğru kullanamamıştır. Kendinden olmayan sivil toplum örgütlerini ve iş çevrelerini, bazen polis gücü de kullanarak baskı altına almaya çalışmıştır.

Seçime beş kala, aslında resen vergi mi yoksa kamu alacağı mı olduğu hiç de farketmeyen 11 milyon TL’lik büyük bir miktarın 24 saat içinde ödeneceğine dair garanti verilmesini, hükümet Kıbrıs Medya Grubu’ndan talep etmiştir. Daha sonra yapılan açıklamaya göre, teknik ekipler konuyu görüşmeye başlayacaktır. Kapatma tehditleri savrulduktan sonra, bu uzlaşının nasıl olduğunu kamuoyuna açıklanmalıdır.

Kamuoyunun görebildiği şudur; Kıbrıs Medya grubu son birkaç aydır CTP icraatlarına muhalefet etmektedir. Medya Grubu’nun muhalefetinden rahatsız olunduğu, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve birçok Bakan tarafından ifade edilmiştir. Son olarak da bu medya grubu kapatılmakla tehdit edilmiştir. Önceden sorgulanmayan hesapların, seçim öncesi muhalefet yapan özel sektöre daha da önemlisi medyaya, adeta intikam alırcasına sorulması çok çirkin ve demokrasi adına yüz kızartıcıdır.

Kamuoyunun kaçınılmaz olarak aldığı mesaj şudur; “Hükümet ile iyi ilişkileriniz devam ettiği sürece, borçlarınızı ödemeniz şart değildir, gerekirse bağışlanır da”. Bu tavrı iktidar süresince sergileyen hükümet, “basın özgürlüğü falan dinlemem, seçimler öncesi beni eleştirenin başına demoklesin kılıcını indiririm”, diyor.

Hukukun üstünlüğünü ve adaleti tesis etmek için zamanında çaba göstermeyen hükümetler, günü geldiğinde kendileri hukuku diledikleri gibi uygulamayı denemektedir. Kimine vergi borcunu bağışlamakta, kimene vergisini ödemediği veya kamu borcunu ödemediği halde göz yummakta, kendilerine karşı durulduğu gün de kelle almaktadırlar.

CTP yönetimi sağduyusunu kaybetmiş ve paniklemiştir. Bu ülkede kalan demokrasiyi de bu şekilde kendileri katlediyorlar. Siyasi yarış kaygılarını anlamak mümkündür ama, eleştiriyor diye basının sesini kısmaya çalışmak, kendi ayağına kurşun sıkmakla eşdeğerdir. “Bizden olanları ihya ederiz, olmayanlara hayat hakkı tanımayız” mesajı, sandık başına gidecek pek çok seçmeni etkileyecektir.


Hükümette olanların, hangi görüşten olursa olsun kişi ve kurumlar üzerinde siyasi baskı kurmasına karşıyız. Ekonomik örgütleri ve tüm sivil toplum örgütlerini bu yönde ses vermeye çağırırız. Bunun yanında, tüm özel sektör oyuncularının da iktidarlara mesafesini doğru tutması, vergi ve kamusal maliyetlerin rekabet edilebilir sınırlar içine çekilmesi için ilkeli bir şekilde mücadeleye katılması gerektiğini, ancak hiç bir şekilde iktidara yakın durarak yarar sağlama  konumuna düşmemesi  gerektiğini, bu vesile ile hatırlatmamız gerekiyor
.

Ali Erel – Baskan – Kibris AB Dernegi

2006 © Copyright Cyprus EU Association

Powered by QuickWASP Limited