![]() |
|||||
Anasayfa | Hoşgeldiniz | Hakkımızda | Dernek Organları | Forum | Etkinlikler | Albüm | Basın Bildirileri | Belgeler | Bağlantılar | Bize Ulaşın |
|||||
|
5 Kasım 2008 de Avrupa Birliği Komisyonu “2008-2009 Genişleme Stretejisi” ve “2008 Türkiye İlerleme Raporu”nu yayınladı. Söz konusu raporlar hakkında Türkiye ve kuzey Kıbrıs’ta yapılan resmi ve resmi olmayan haber ve yorumlarda Kıbrıs sorunu sanki hiç yokmuş ve Türkiye’nin AB sürecinde esas engellerden birini oluşturmuyormuş gibi davranılması şaşırtıcıdır. Kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından Türkiye hakkındaki bu raporların Kıbrıs ile ilgili bölümlerinden alıntılar aşağıdadır: Kıbrıs konusu ile ilgili olarak, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplum liderleri kapsamlı çözüm için Birleşmiş Milletler himayesinde görüşmelere başlamışlardır. Komisyon onların bu çabalarını desteklemektedir ve AB’nin yetki sahasına giren konularda teknik önerilerde bulunmaya hazırdır. İki toplum liderinin Kıbrıs konusunda kapsamlı bir çözüm bulunması için görüşmelere başlamasından sonra Türkiye’nin çözümü ve BM’nin verdiği uğraşları desteklemeye devam etmesi çok önemlidir. İyi komşuluk ilişkileri kilit rol olmaya devam etmektedir. Türkiye’den Ortaklık Antlaşması’nın Ek Protokolünü hiç bir ayırım gözetmeksizin tam olarak uygulaması ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini normalleştirmesi yönünde çaba göstermesi beklenmektedir. AB, 11 Aralık 2006 tarihli Konsey Sonuç bildirgesi gereği 21 Eylül 2005 Deklerasyonu kapsamındaki konular ile ilgili gelişmeleri takip edip değerlendirmelerde bulunmaya devam edecektir. (21 Eylül 2005 tarihli Deklerasyon şöyle özetlenebilir; “Avrupa Topluluğu ve üye devletleri; ilgili başlıklarda müzakerelerin başlamasının Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olduğunu vurgular; Kıbrıs Cumhuriyetinin 1 Mayıs 2004 tarihi itibariyle AB üyesi olduğunu hatırlatır ve uluslararası hukuk açısından sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdıklarının altını çizer; tüm üye devletlerin tanınmasının katılım sürecinin gerekli bir parçası olduğunu ve Türkiye ve tüm üye devletler arasındaki ilişkilerin bir an önce normalleşmesine verdiği önemi vurgular; BM Genel Sekreteri’nin ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları ve AB’yi kuran temel ilkeler doğrultusunda soruna kapsamlı bir çözüm getirme yolundaki çabalarına destek verilmesinin önemi üzerinde mutabıktır.”) Aralık 2006 tarihli Konsey kararının geçerliliği devam etmektedir. Karara göre Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne uyguladığı kısıtlamalar ile ilgili sekiz başlık görüşmeye açılmayacaktır ve Komisyon Türkiye’nin Otaklık Antlaşması’na Ek Protokol’u tam olarak uygulandığını teyit edene kadar da hiç bir başlık geçici olarak kapatılmayacaktır. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti ile ikili ilişkilerini normalleştirme yönünde hiç bir ilerleme sağlamamıştır. Türkiye Ortaklık Antlaşması’na Ek Protokol’u tam olarak uygulamış değildir ve doğrudan taşımacılık dahil olmak üzere Kıbrıs ile arasındaki malların serbest dolaşımının önündeki engelleri kaldırmamıştır. Türkiye Hükümeti Birleşmiş Milletler himayelerinde Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasına olan taahhütünü ifade etmeye devam etmektedir. Türkiye, Eylül ayında iki toplum liderinin Birleşmiş Milletler genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde başlattıkları görüşmelere memnuniyetini belirtmiştir. Türkiye kapsamlı bir çözüme ulaşılabilmesini sağlayacak ortamın yaratılması için somut adımlar atmalıdır. Aralık 2006 Konsey kararından sonra Türkiye Ek protokol’ün tam olarak uygulanması yönünde hiç bir ilerleme sağlamamıştır. Bugüne kadar sekiz başlık görüşmelere açılmış (Sanayi ve girişimcilik, İstatistik, Finansal Denetim, Taşımacılık, Tüketici ve Sağlığın korunması, Telif Haklarının korunması, Şirketler yasası) ve bir tanesi (Sanayi ve girişimcilik) geçici olarak kapatılmıştır. Bunlara ilaveten AB Türkiye’ye onbir yeni başlığın açılabilmesi için gerekli hazırlıklarda ilerleme kaydelimesi gerekliliğini bildirmiştir. “Malların Serbest Dolaşımı”, “Yerleşme Hakkı ve Hizmet Sunma Serbestisi”, “Mali Hizmetler”, “Tarım ve Kırsal Kalkınma”, “Balıkçılık”, “Ulaştırma Politikası”, “Gümrük Birliği”, “Dış İlişkiler” 11 Aralık 2006 tarihinde Konsey’in (Genel İşler ve Dış İlişkiler) sonuç bildirgesinde yer alan ve 14/15 Avrupa Konseyi tarafından onaylanan sekiz başlıktır. Türkiye’nin Kıbrıs’ta kayıtlı gemilerin ve uçakların veya son olarak Kıbrıs’a uğrayanların taşıdıkları mallara uyguladığı kısıtlamalar geçerli olduğu sürece Türkiye bu başlıklarla ilgili muktesabatı tam olarak uygulayabilecek bir konumda olmayacaktır. Silahlı Kuvvetler, resmi veya gayrı resmi mekanizmalarla önemli politik etkilerde bulunmaya devam etmektedir. Yüksek rütbeli subaylar, Kıbrıs konusu dahil olmak üzere, Güney Doğu, laiklik, siyasi partiler ve askerin konusu olmayan diğer iç ve dış politika konularında yetkilerini aşarak görüş belirtmeye devam etmişlerdir. Ancak AİHM böyle bir çözüm şeklinin ilgili diğer konularda da geçerli olacağı hususunda karar vermiş değildir. Türkiye, Loizidou ve Xenides-Arestis dava kararlarını henüz tam olarak uygulamış değildir. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti ile ikili ilişkilerini normalleştirme yönünde hiç bir ilerleme sağlamamıştır. Türkiye, bazı uluslararası organizasyonlara ve Silah İhracatında Davranış Kuralları ve Çift Amaçlı Malların Kullanımını düzenleyen Wassenaar Sözleşmesi‘ne Kıbrıs’ın üyeliğini veto etmeye devam etmektdir. Bölgesel işbirliği olmaması nedeniyle hava trafiği yönetimi olumsuz etkilenmektedir. Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti hava kontrol kuleleri arasındaki iletimsizlik, Lefkoşa hava sahası emniyetine ciddi bir şekilde gölge düşürmektedir. Hava ve deniz sektörlerinde uluslararası sözleşmelere taraf olunmasında bir ilerleme kaydedilmemiştir. AB-NATO ilişkileri konusunda, “Berlin Plus” düzenlemesi ötesinde Türkiye, AB-NATO işbirliğinin tüm AB Üye Ülkelerini de kapsamasına olan itirazını sürdürmektedir. Bu durum, Kosova ve Afganistan’daki sivil Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikaları kapsamında AB - NATO işbirliğinde problemler oluşturmaktadır. İnsan hakları enstrümanlarının onaylanması konusunda herhangi bir gelişme olmamıştır. Eylül 2005 de imzalanan BM İşkenceye Karşı Konvensiyon’a (OPCAT) Tercihli Ek Protokol’ü henüz daha onaylanmamıştır. BM’nin Özürlülerin İnsan Hakları Konvensiyonu onaylanmayı beklemektedir. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Konvensiyonu’nun (AİHK) üç adet ek Protokolünü onaylamamıştır. Bu rapor süresi içerisinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nu ihlalden 266 kez suçlu bulmuştur. Geçen yıl olduğu gibi AİHM’ne olan müracaat sayısı bu rapor dönemi içerisinde de artarak devam etmiş ve 3,705’e ulaşmıştır. Bu müracaatların çoğunluğu adil yargılanma hakkı ve mülkiyet haklarının korunması ile ilgilidir. Bazıları hayat hakkının ihlali veya işkence ve kötü muamele ihlalleri ile ilgilidir. Ali Erel – Baskan – Kibris AB Dernegi |
|
2006 © Copyright Cyprus EU Association Powered by QuickWASP Limited |