![]() |
|||||
Anasayfa | Hoşgeldiniz | Hakkımızda | Dernek Organları | Forum | Etkinlikler | Albüm | Basın Bildirileri | Belgeler | Bağlantılar | Bize Ulaşın |
|||||
|
CTP ve AKEL görüşmesinden sonra yapılan açıklamalarla kamuoyuna duyurulan “8 Temmuz antlaşması zemininde görüşmelerin başlatılması” kararını, ülkemizde gerçek anlamda barış isteyen tüm kesimler gibi derneğimiz de memnuniyetle karşılamıştır. CTP ve AKEL, her iki tarafta hükümetlerin büyük ortağı olan siyasi partilerdir. Görüşmelerde Kıbrıs Türk toplumunu temsil edecek olan Cumhurbaşkanı Talat’ın da 8 Temmuz konusuna açıklık getirmesini bekliyoruz. Öte yandan Sayın Talat ve Sayın Hristofyas’in 21 Mart’ta görüşme kararı almış olmalarını, özellikle yok olma sürecini yaşayan Kıbrıslı Türkler açısından bir umut olarak değerlendirebilmek için, tarafların bu görüşmede gösterecekleri istekliliği, takınacakları tavrı ve görüşme sonucunu izleyip görmek durumundayız. Ancak bir süredir gündemde tutulmaya çalışılan “bakir doğum” ve “iki devletin oluşturacağı yeni devlet”, gibi söylemlerle barışa ulaşmanın olanaksız olduğu ortadadır. Varılacak bir antlaşmanın tarafları, 1960 yılında kurulan Cumhuriyet’in ortak kurucuları sıfatı ile Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler olacaktır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluş Antlaşması yürürlükte kalacak ve antlaşma ile varılacak yeni düzene uygulanacaktır. Oluşacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs’ın BM’deki, Avrupa Birliği’ndeki ve Avrupa Konseyi’ndeki üyelik hak ve yükümlülüklerini üstlenecektir. Başlangıç zemini olarak kabul edilen 8 Temmuz Ant., kendi içinde çözümün şeklini de barındırmaktadır. “Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümün; Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında belirtildiği gibi tek egemenliği, tek uluslararası kimliği ve tek vatandaşlığı olan, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü garanti edilmiş, politik eşit iki toplumun oluşturacağı, iki bölgeli ve iki toplumlu federal bir Kıbrıs Devleti temelinde olmalıdır ve böyle bir çözüm, herhangi bir başka ülke ile tamamen veya bir kısmının birleşmesini veya taksimin veya ayrılmanın herhangi bir şeklini dışlamalıdır” BM Genel Sekreteri’nin sürece katılmaya ikna olması için siyasi iradenin somut eylemlere dönüşmesi, örneğin komitelerin kurulması ve çalışmaya başlaması, Lokmacı kapısının açılması gibi somut adımlar yanında barışa hizmet etmeyen söylemlere de son verilmesi gerekmektedir. Gerek taraflarca imzalanan 8 Temmuz antlaşması ve gerekse de daha önce üzerinde mutabık kalınan BM kararları, görüşmeler için gerekli parametreleri ve zemini ortaya koymaktadır. Kıbrıs AB Derneği olarak tüm gelişmeleri yakından takip etmekte olduğumuzu, görüşmelerin başlaması ve çözüme ulaşma konusunda gerekli istekliliğin gösterilmesi halinde, tıpkı Annan Planı sürecinde olduğu gibi barış, çözüm ve Avrupa Birliği hedefinde birleşen toplumun her kesimiyle işbirliği ve güçbirliği yapmaya hazır olduğumuzu ve bu konuda tüm olanaklarımızla hiçbir çıkar ve menfaat beklemeden çalışacağımızı herkesin bilmesini isteriz.
Ali Erel - Başkan
|
|
2006 © Copyright Cyprus EU Association Powered by QuickWASP Limited |