![]() |
|||||
Anasayfa | Hoşgeldiniz | Hakkımızda | Dernek Organları | Forum | Etkinlikler | Albüm | Basın Bildirileri | Belgeler | Bağlantılar | Bize Ulaşın |
|||||
|
Kıbrıs AB Derneği, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin iyi misyon görevi çerçevesinde sürece dahil olmasının şartlarını değerlendirdi: Her iki toplum temsilcisinin çözüm yönünde irade sahibi olması, 8 Temmuz Antlaşması’nın altındaki imzalara sadık kalması ve bunları da somut ve ciddi eylemlere dönüştürmüş olması önşartlardır. Eşzamanlı yapılan referandumlarla Birleşmiş Milletlerin hazırladığı ve dönemin Genel Sekreteri’nin ismi ile anılan “Kıbrıs Sorununun Kapsamlı Çözümü” yürürlüğe girememiştir. 8 Temmuz 2006 tarihine kadar geçen süre içinde taraflar, çözümsüzlükten birbirlerini suçlamışlar ve uluslarası toplum önünde kendi imajlarını düzeltme ve koruma gayreti içinde olmuşlardı. Referandumlardan hemen sonra, Mayıs 2004’deki ilk raporunda Genel Sekreter Annan; planın kabul edilmediğini, hukuksal olarak yok ve geçersiz sayıldığını ancak Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilmiş olması nedeniyle bundan sonra varılacak bir çözüm için de bir zemin oluşturacağını ifade etmişti. 8 Temmuz 2006 tarihinde, BM Genel Sekreteri’nin siyasi işlerden sorumlu müsteşarı Sayın Gambari’nin katkıları ile Sayın Papadopoullos ve Sayın Talat yeni bir çözüm sürecinin başlatılması üzerinde uzlaşmışlardı. BM belgesi haline de gelen bu antlaşma, taraflar arasında uzlaşılmış, imzalanmış ve bağlayıcılığı olan en son belgedir ve BM’ye göre, uygulamayı bekleyen tek zemindir. 8 Temmuz Anlaşması kısaca; ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına atıfta bulunmakta ve Kıbrıs'ta iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyona ve siyasi eşitliğe dayalı bir çözüme vurgu yapmaktadır. Kapsamlı bir çözümün arzu edildiği, görüşmelerin başlatılması gerektiği ve bu sürecin başarılı olması için tarafların birbirini suçlamaya son vermeleri gerektiği, toplum temsilcilerinin imzaları ile kayıt altına alınmıştır. Sayın Hristofias’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine BM’nin yeni bir inisiyatif alması ancak; 8 Temmuz 2006 sonrasında şekillenen ve o tarihten itibaren tüm BM Genel Sekreteri raporlarında ve BM Güvenlik Konseyi kararlarında açıkca belirtilen BM pozisyonu çerçevesinde gerçekleşebilecektir. Genel Sekreter Annan, 1 Aralık 2006 tarihli raporunda; ada üzerinde doğru zeminin oluşmasına katkı koyacakları konusunda taahhütde bulunan tarafların, 8 Temmuz Antlaşmasının ruhuna aykırı davranmalarının kendisini kaygılandırdığını ifade etmiş ve 8 Temmuz Antlaşması’nın gecikmeden uygulanması gerektiği çağrısını yapmıştı ve “Bu süreç BM iyi niyet misyonu altında kapsamlı siyasi görüşmelerin yeniden başlayabilmesine zemin hazırlamalıdır. Benim veya halefimin Kıbrıs’a özel bir danışman atamasının ön şartı, bu çerçevede mutlaka gelişme sağlanmasıdır.” şeklinde devam etmişti. Bu raporun arkasından gelen günler içinde, Güvenlik Konseyi’nin 15 Aralık 2006 tarihli kararı da, Genel Sekreterin raporuna destek vererek 8 Temmuz Antlaşması’nın gecikmeden uygulanmasını talep etmişti. Sayın Annan gibi yeni BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon da, 4 Haziran 2007 tarihli raporunda 8 Temmuz Ant. uygulanmadığını ve kapsamlı bir çözüm için tarafların söylemlerine uygun eylemler içine girmelerinin şart olduğunu söylemiş ve Güvenlik Konseyi de bu rapora tam destek vermişti. Son olarak da, BM beklentilerini netleştirmesi açısından, 3 Aralık 2007 tarihli rapor bu konuda son noktayı koymuştur; “8 Temmuz Ant. süreci tıkamak için değildir. Sadece somut ve ciddi eylemlere donüştürülmüş siyasi irade olması halinde, ilerleme olanağı bulunacak ve olası yeni insiyatifler alınabilecektir.” 17 Aralık 2007 tarihinde ise Genel Sekreterin raporuna Güvenlik Konseyi tam destek vererek tarafların kapsamlı müzakerelerin başlaması hedefi ile kayda değer somut ilerleme sağlamaları yönünde çağrıda bulunmuştur. Resmi BM belgelerinde verilen net mesajlar doğru algılanmalıdır. “Annan Planı” kabul edilmemiştir ve hukuksal olarak yok ve geçersizdir, ancak ileride varılacak bir çözüme zemin oluşturacaktır. 8 Temmuz Ant. ile ortaya çıkan yeni durumun kapsamlı görüşmelere dönüşebilmesi için BM Genel Sekreteri’nin ikna edilmesi gerekecektir. BM kurumunun ve Genel Sekreterin artık sadece verilecek sözlerle ikna olması da mümkün gözükmemektedir ve 8 Temmuz Ant. çerçevesinde, çözüm yönünde somut eylemlere dönüşmüş siyasi iradenin, yeni bir müzakere sürecinin başlayabilmesi için bir önşart oluşturduğu ilgili taraflarca iyi anlaşılmalıdır. Yeni sürecin başlaması, Genel Sekreterin yeni bir özel danışman ataması ile olabilecektir. Bunun gerçekleşmesi için ise her iki toplum temsilcisinin çözüm yönünde irade sahibi olması, 8 Temmuz Antlaşması’nın altındaki imzalara sadık kalması ve bunları da somut eylemlere dönüştürebilmesi, BM’nin önşartlarıdır. Daha müzakere masasına oturmadan pazarlık öncesi pazarlık yapılıyormuş gibi bir görüntü çizmeye çalışan Sayın Talat’ın, Genel Sekretere yazdığı mektup ile ortaya koyduğu önşartlar, anlaşılacağı gibi Sayın Genel Sekreterin beklentilerinden uzaktır. Türk tarafı; 8 Temmuz ve somut açılımlar konusunda Sayın Talat’ın attığı imzaya sadık kalabilirse ancak o zaman BM pozisyonu ile örtüşen bir söylem içinde görünen Sayın Hristofias ile başlayan bu sürecin yeni bir fırsata dönüşmesi mümkün olabilecektir. Ali Erel Başkan
|
|
2006 © Copyright Cyprus EU Association Powered by QuickWASP Limited |