top

 

Bilgilendirme

“Tanınma veya ayrılmaya yardımcı olma Güvenlik Konseyi kararlarına aykırıdır. Halbuki doğru hedef; Kıbrıs Türk Toplumu’nun gelişimini ilerleterek taraflar arasındaki ekonomik ve sosyal farklılığın artmasını engellemek ve adanın yeniden birleşmesinin mümkün olduğunca pürüzsüz olmasını sağlamaktır. Ekonomik, sosyal, kültürel, sportif veya benzeri diğer bağların iyileştirilmesini sağlamak tanınma neticesini doğurmaz.”

Birleşmiş Milletlerin 26 Mayıs - 15 Kasım 2007  arasındaki Kıbrıs’taki faaliyetleri ile ilgili BM Genel Sekreteri’nin raporu 3 Aralık 2007 tarinde açıklandı. Genel Sekreter raporunda Barış Gücü’nün, BM Güvenlik Konseyi 186 nolu ve sonraki diğer kararları ve en son olarak da 1758 nolu kararı gereği  Kıbrıs’ta görev yapmakta olduğuna vurgu yaptı.

Raporun açıklanması üzerine Kıbrıs Türk tarafı, bu raporda, “KKTC’nin izolasyonlarının kaldırılması” şeklindeki kendi politikalarına paralel ifadeler bulunduğu için raporu desteklediğini ifade etmiştir.

Halbuki; 1964 yılında alınan 186 nolu karardan başlayarak 2007 yılındaki 1758 nolu karara kadar alınan BM Güvenlik Konseyi raporlarına bakıldığında, BM’nin Kıbrıs konusundaki politikaları net olarak görülmektedir. Genel Sekreter, BM’nin Kıbrıs politikasını söz konusu raporunun 47. paragrafında çok net bir ifade ile ortaya koymaktadır. Uygulanan politika Genel Sekreterin ifadesi ile, (BM GS raporu, madde 47) “.....güveni tesis ederek ve daha dengeli bir platform oluşturarak tüm Kıbrıslılara fayda sağlayacak ve bunun neticesinde adanın yeniden birleşmesine katkı koyacaktır.”

Raporun 47. Paragrafı aynen şöyledir:

“Devam etmekte olan Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarının kaldırılması tartışması maalesef tanınma konusunda bir tartışmaya dönüşmüştür. Tanınma veya ayrılmaya yardımcı olma Güvenlik Konseyi kararlarına aykırıdır. Halbuki doğru hedef; Kıbrıs Türk Toplumu’nun gelişimini ilerleterek taraflar arasındaki ekonomik ve sosyal farklılığın artmasını engellemak ve adanın yeniden birleşmesinin mümkün olduğunca pürüzsüz olmasını sağlamaktır. Ekonomik, sosyal, kültürel, sportif veya benzeri diğer bağların iyileştirilmesini sağlamak tanınma neticesini doğurmaz. Aksine, güveni tesis ederek ve daha dengeli bir platform oluşturarak tüm Kıbrıslılara fayda sağlayacak ve bunun neticesinde adanın yeniden birleşmesine katkı koyacaktır. Dolayısı ile; ilgili tüm tarafların bu çok önemli hedefe varmak için, tartışmaları Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak yeniden şekillendirmesi önemlidir.”

Genel Sekreter’in 10 sayfa ve 52 maddeden oluşan 3 Aralık 2007 tarihli raporunda öne çıkan diğer  önemli noktalar ise özet olarak aşağıdaki gibidir;

  1. 8 Temmuz’un yıl dönümünde; gerekli yaratıcılık ile siyasi cesareti gösterip, yöntem hakkında konuşmalardan vazgeçerek konunun içeriği ile gerçekten ilgilenmeleri konusunda her iki lideri de sıkıştırdım.
  2. Tarafaların pozisyonları 8 Temmuz Antlaşması içeriğine uygun görünüyor olsa da, sürecin başlatılması konusunda antlaşma yoktur. Biraraya geldiğim tarafları, süreci ileri götürmeleri konusunda zorladım.
  3. Son altı ayda, 8 Temmuz Antlaşması’nın uygulanması konusunda hiç bir ilerleme olmamıştır. Bu şartlar altında; sürecin ileri gitmesi için gerekli olan siyasi kararlılığın olmadığını söylemek zor değildir. Liderlerin 5 Eylül buluşmasının bir netice doğurmaması ve tüm Kıbrıs adına bu fırsatın kaçırılması hayal kırıklığına neden olmuştur
  4. Raporlama süreci içinde toplumlararası güveni baltalayan iki tarafın karşılıklı suçlamaları ve atışmaları devam etmiştir.
  5. Avrupa Komisyonu’nun raporuna göre; Kıbrıs Türk yönetiminin düşük hazmetme kapasitesi ve her iki toplumun siyasi dürtülerle projeleri engelleme yönündeki eğilimleri nedeniyle, Kıbrıs Türk Toplumu için verilen AB yardımlarının uygulanması aşamalarında sıkıntılar yaşanmaktadır.
  6. Ledra Sokağı bölgesinde sıkıntılar devam etmektedir. Yeni geçiş kapısının açılması planlanan bölgede Türk Ordusu Ara Bölge’de bulunan bir alanı kontrolu altına almayı denemiştir. 
  7. Bir önceki raporumda taraflara vazgeçmeleri yönünde çağrı yapmış olmama rağmen, her iki taraf da askeri tatbikalara devam etmiştir.
  8. Türk Ordusu Strovilia’daki mevcut durumu sürekli olarak ihlal etmiş ve BM Barış Gücü’nün hareketlerini ve görev yerlerine ulaşımını engellemiştir. Kapalı Maraş bölgesinde BM Barış Gücü’nün faaliyetleri Türk Ordusu tarafından katı bir şekilde engellenmektedir. Birleşmiş Milletler, Maraş’taki durumdan Türkiye Hükümeti’ni sorumlu tutmaya devam etmektedir.
  9. BM Barış Gücü, kuzeye geri dönme arzusu ifade edenlerin evleri de dahil olmak üzere Kıbrıslı Rumlara ait Karpaz’daki evlerin yıkıldığı raporlarını kaygı içerisinde almaktadır. BM Barış Gücü Kıbrıs Türk tarafına defalarca boş binalar dahil mülkiyet haklarına saygılı olmaları gerektiğini hatırlatmıştır.
  10. 2007 Ocak ve Haziran ayları arasında mayın temizleme çalışmaları; Sayın Talat’ın AB yardımlarının bu maksat için kullanılmasında gösterdiği engelleyici tavrı nedeniyle çok düşük seviyede seyretmiştir.
  11. Önceki raporumda da ifade ettiğim gibi, soruna çözüm bulma sorumluluğunun Kıbrıslılarda olduğu inancındayım. Sadece somut adımlara dönüşmüş politik kararlılık, ilerleme fırsatı ve olası yeni inisiyatifler sağlayabilir.
  12. Aktif ve sağlıklı bir sivil toplum, önyargı kültürünün ortadan kalması için gereklidir ve siyasi sürecin olmazsa olmaz bir ihtiyacıdır. Tüm Kıbrıslıların bu konuda daha aktif olmaları yönünde teşvik edilmeleri gerekir.

Ali Erel

Başkan

 

2006 © Copyright Cyprus EU Association

Powered by QuickWASP Limited