top

 

Güney Kıbrıs’ta Şap Hastalığı şüphesi, iki toplum arasındaki yakınlaşmayı ve ticareti önlemek için kullanılıyor. Kıbrıs’ta bir kez daha, bir taraf öteki tarafa karşı “kendi tedbirini” aldı.

Kıbrıs AB Derneği bir basın açıklaması ile; güneyde ortaya çıkan Şap Hastalığı şüphesinin kuzey yetkilileri tarafından bahane edilerek güney - kuzey Kıbrıs arasındaki geçişlere ve ticarete yeni engeller getirmeye çalışıldığını belirtti.
 
Dernek; ayni anlayışla geçmişte de Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri tarafından kuzeyde ortaya çıkan Kuş Gribi Hastalığının istismar edildiğini hatırlattı ve “Kıbrıs’ın tarihi zaten iki toplum yöneticilerinin birbirlerine “ders vermek” için sergiledikleri düşmanca tavırlarla doludur” diye vurguladı.

Söz konusu basın bildirisinin tam metni aşağıdadır.

Güneyde ortaya çıkan Şap Hastalığı şüphesini fırsat bilen kuzeydeki yöneticiler “tedbir” aldı. Sağlık için tedbir alınması doğalken bunların doğru tedbirler olması ve gizli emellere değil halk sağlığına hızmet etmesi gerekir. Bu son olayda alınan tedbirler belirtilen amacı aşmış, sağlığa hizmet etmediği gibi halkımızı da rahatsız etmiş ve iki taraf arasında yapılan bireysel temeldeki ticarete yeni engeller getirmiştir. Ambalajlı Hollanda peynirlerinin ve ithal kutu sütlerinin geçiş noktalarında alınmış olması bu işin sağlık için yapılmadığının en açık göstergesidir.

Uzmanların ifadeleri, bu hastalığa karşı alınacak tedbirlerin 3 km veya 10 km çapında karantina ve ilaçlama olması gerektiğini söylüyor. Hastalık virüsünün uygun sıcaklıkta (21-27 C derece arasında) ve müsait hava şartlarında, rüzgar ve kuşlarla 100 km’ye kadar yol alabildiği de bilimsel bir gerçektir.

Alınan tedbirlerin amacı halkımızın sağlığını korumak olmamıştır. Amacın; kuzeyde yanlış uygulamalar, çıkarılmayan yasalar ve alınmayan tedbirler nedeniyle ve Kıbrıs sorununun da etkisi ile yüksek olan fiyatlardan kaçıp güney Kıbrıs’a kayan ticaretin önüne polisiye tedbirlerle yeni engeller koymak olduğu herkes tarafından çok net bir şekilde görülmüştür. Doğru olan ekonomik yaklaşım, erken ve paralel adımlarla; kuzey ekonomisinin rekabet gücünün artırılması ve ada üzerinde serbest ticaretin başlatılması olmalıdır.
 
Kullanılan yöntemin bir yan ürünü de, iki toplumun birbirinden uzaklaştırılmasını sağlamaktadır. Bu yöntem, K. Türk toplumunu yeniden tam kapalı ekonomiye götürmeyi hedeflemekte ve yöneticiler de bu yönde ellerinden geleni yapmaktadır.  

Çok merak ediyoruz; güney Kıbrıs’ta çalışan ve ordan emeklilik alan binlerce işçiyi, güneyden sağlık ve eğitim hızmeti alan binlerce aileyi, güneyde iş kurmuş işadamlarını ve Yeşil Hat tüzüğü altında güneye gönderilen milyonlarca Euroluk ticareti bu yasakcı anlayış ne yapmayı düşünüyor???

Bir süre önce Kuzeyde ortaya çıkan Kuş Gribi olayında da Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri ayni mentalite ile tedbirler almış ve iki toplumun ve iki ekonominin kaynaşmaması için ellinden geleni yapmıştır. Onlar da halkın sağlık konusundaki hassasiyetini iki toplumu birbirinden uzaklaştırmak için kullanmaktadır.

Kıbrıs’ın tarihi zaten iki toplum yöneticilerinin birbirine “ders vermek” için sergiledikleri düşmanca tavırlarla doludur. Eğer Kıbrıs’ta ortak bir gelecek arzuluyorsak doğru tavır bu değildir.

Ali Erel
Başkan

 

2006 © Copyright Cyprus EU Association

Powered by QuickWASP Limited