top

 

Serbest Ticaret; ekonomik entegrasyon yolunu açacak.

 

Ekselansları Wilhelm SCHÖNFELDER
Almanya AB Daimi Temsilcisi,
Avrupa Birliği Dönem Başkanı,
Brüksel.

Serbest Ticaret; ekonomik entegrasyon yolunu açacak.


Ekselansları,

Kıbrıslı Türkler’in içinde bulunduğu noktaya nasıl geldiği önemli olmasına rağmen, geçmişten dersler çıkararak bundan sonra nereye doğru gidileceği üzerinde etkili olmayı başarmak çok daha fazla önem taşımaktadır. Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları ve AB üyeliği mücadelesinde yorulan, maksatlı ve yanlış bilgi bombardımanı altında kafası karışan ve gelecek hakkında umutlarını besleyemeyen Kıbrıslı Türkler, esas itibarı ile çıkış yolu olarak Avrupa Birliği’nden somut adımlar atmasını beklemektedir.

Gerçeklerden kopuk, iç siyasi kaygılardan kaynaklanan söylemler ile başkalarının çıkarlarını ön planda tutan eylemlere Kıbrıslı Türkler itibar etmek istememektedir. Gerçekleşmesi mümkün olmayan öneriler peşinde yıllarca boşa koşturulan Kıbrıslı Türklerin, artık “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal bir ortaklıkta, AB üyesi bir Kıbrıs”ta geleceklerini kurtarmaya dönük açılımlar görmeye ihtiyacı vardır.

Kıbrıs Türk toplumunun önüne konan senaryoların pek çoğunda yanlış umut pompalanmakta, umutlar boşa çıkınca da “düşmanlar” yaratılarak toplumun onlara düşmanlık duyması beklenmektedir. Toplum içinde ortaya çıkan özgüvensizliğin kendiliğinden oluşmadığını ve bilinçli bir şekilde beslendiğini düşünüyoruz.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, adada çözüm sağlanamadan, Avrupa Birliği’ne üyeliği ile neticelenen adaylık müracaatı ile başlayan süreçte Türkiye de aday ülke olmuş ve giriş görüşmelerine başlamıştır. Bu iki süreç birbirlerinden beslenmiş, sonuçta açıkta kalan Kıbrıslı Türkler olmuştur. Bu arada, Kıbrıs’ta bulunacak çözüm her geçen gün biraz daha fazla AB odaklı hale gelmiş, Avrupa Birliği müktesebatı, çözümü etkisi altına almıştır.

Özellikle 16 Nisan 2003 tarihinde imzalanan ve on yeni ülkenin AB’ye Giriş Andlaşması’nın eki olan Protokol 10 ile Avrupa Birliği, Kıbrıs sorununa yeni bir tanım getirip sorunun çözümünde esas aktör pozisyonuna oturmuştur. Kıbrıslı Türkler’in yaşadığı bölgenin, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait ancak Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin etkin kontrolü altında olmayan muktesabatın askıda olduğu bölgeler” olarak tanımlanması üzerine, Kıbrıs sorunu yeni bir safhaya girmiştir.

Protokol 10 üzerine inşa edilen ve Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesini sağlamakta AB’nin kararlılığını ifade eden 26 Nisan 2004 tarihli Konsey kararı ve bu kararın ürünleri olarak karşımıza çıkan Komisyon önerileri ve Konsey tüzükleri, Kıbrıs’ta soruna çözüm arayışında AB’nin yaklaşımını ortaya koymaktadır. “Yeşil Hat” ve “Mali Yardım” tüzükleri uygulamadadır. Ticaret konusundaki Komisyon önerisi de, 22 Ocak 2007 tarihli  Konsey kararı ile Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik gelişimi hakkındaki Nisan 2004 tarihli Konsey kararının uygulanmasını hedeflemiştir.

 

7 Temmuz 2004 tarihinde önerilmesinin ardından, Konsey Hukuk Bürosu 25 Ağustos 2004 tarihinde söz konusu “Direkt Ticaret” başlıklı Komisyon taslağı hakkında hukuki değerlendirme yapmıştır. Taslakta;

  • Avrupa Topluluğu Antlaşması’nın 133’üncü maddesinin yasal zemin olarak kullanılmasının hatalı olduğu, Protokol 10’un kullanılması gerektiği,

  • Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kapalı olarak deklere ettiği kuzey Kıbrıs’taki limanların açılması hakkında uluslararası topluluk ve Avrupa Topluluğu hukukuna aykırı tutum içinde olunduğu,

  • Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin etkin kontrolü altında olmayan bölgelerde, Kıbrıs Cumhuriyeti haricinde bir yönetimin varlığını kabul etmekte olduğu,

  • Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin onayı olmadan, kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk Ticaret Odası veya başka bir kurumun yetkilendirilmesinin yasal olmayacağı,

ana başlıkları altında Konsey Hukuk Bürosu bir görüş belirtmiştir.

 

Ekselansları;

Kullanılması önerilen hukuki zemin ve taslak açısından sorunların var olduğu bilinci ile ve de ticaret taslağında öngörülen iki ayrı ekonomik yapının yan yana yaşatılması önerisi ile birlikte bakıldığında, bu taslağın ne dereceye kadar 26 Nisan 2004 tarihli Konsey kararına uygun olduğu tartışma konusudur. Hatırlatmak isteriz ki; Komisyona verilen görev, “Kıbrıs Türk toplumu ekonomisini geliştirerek Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesini sağlamak için ada üzerindeki ekonomik entegrasyona özel önem verilmesi şeklindedir.

Konsey Hukuk Bürosu’nun görüşleri ve taslakta ifade edilen hedeflerin Komisyon’a verilen görevlere uygun olmadığı görüşü dikkate alındığında; 22 Ocak 2007 tarihli Konsey kararı ile yeniden gündeme getirilen konunun, 26 Nisan 2004 tarihli Konsey kararında ifade edilen “Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesinde kararlıyız” ifadesi ile örtüşmediği görülmektedir.  Böyle bir  girişim ile ya bizim bilmediğimiz(!), Konsey Hukuk Bürosu’nun görüşlerinden farklı yeni bir hukuki zeminin yakalandığı ortaya konmakta, ya da bu girişimin de bir kez daha “ölü doğmuş çocuk” olmasına zemin hazırlanmaktadır. Bu ikinci durumun Kıbrıslı Türklerde bir kez daha hayal kırıklığı yaratacağı ve hem kuzey hem de güney Kıbrıs’ta var olan AB karşıtlarının, AB’yi düşman göstermek için yeni bir koz elde edeceklerini düşünüyoruz.

Uzun bir süredir Derneğimizin önermekte olduğu ve ısrarla üzerinde durduğu “Kıbrıs adası üzerinde malların serbest dolaşımının sağlanması” yöntemi ile, hem AB’nin resmi hedeflerine ulaşmanın mümkün olacağı, hem de ilgili tüm tarafların kazanım elde edeceği bir gelişmenin olası olduğunu bir kez daha dikkatinize getirmek isteriz. “Serbest Ticaret” olarak da tanımladığımız bu önerimizi, oldukça müsait olduğuna inandığımız şimdiki zaman ve zemin üzerinde AB Dönem Başkanı olan sizlerin bir kez daha dikkatinize getirmek suretiyle bu konu üzerinde çalışmanızı sağlamayı ümit etmekteyiz.

Serbest Ticaret için, öncelikle kuzey Kıbrıs’ın de-facto olarak AB ve güney Kıbrıs ile ekonomik entegrasyon sürecine sokulması şartlarını yaratmak gerekmektedir. Bunun için de Kıbrıs adası üzerinde mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını sağlamak ve kuzey Kıbrıs’taki mevzuat ve standartları süratle AB’ye uyumlu hale getirmek gerekmektedir.

Kuzey Kıbrıs deniz ve hava limanlarının AB müktesebatı altında,  AB kontrolünde ve AB’nin gözetim ve denetiminde uluslararası trafiğe açılması ve bunun için, Kıbrıs Cumhuriyeti  Hükümeti’nin onayının alınması olasıdır kanaatındeyiz. Bu şartlarda, kuzey’de üretilen ve/veya ithal edilen ürünlerin güney Kıbrıs’a ve diğer AB ülkelerine satılabilmesi, güneyde üretilen ve/veya ithal edilen ürünlerin de kuzeye satılabilmesi, haksız rekabet ve halk sağlığına bir tehlike oluşturmadan mümkün olabilecektir.  Bu durumda ada üzerinde halen mümkün olan kişilerin kısmi serbest dolaşımı yanında “malların serbest dolaşımı” da gerçekleşecek ve ekonomik entegrasyon için gerekli ilk adımlar atılmış olacaktır. Uygulamaya giren 259 milyon Euro mali yardım paketi ile de söz konusu uyum çalışmaları, altyapı ve kuzey ekonomisinin rekabet gücünün artırılmasında kullanılabilecektir.

“Serbest Ticaret”, Kıbrıs Türk toplumunun, Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında, Gümrük Birliği kapsamında küçük çaplı olsa bile başlamış ve EK Protokol’ün uygulamaya girmesi ile artacak olan ekonomik ilişkilerindeki yerini almasını sağlayacaktır. Şimdiki şartlarda olduğu gibi, kuzey Kıbrıs ekonomisinin uluslararası hukuk dışında yer alması, gri ve hukuk dışı alanlara daha da kayması önlenecek ve kuzey, evrensel hukuk istikametine çekilebilecektir.

Kuzey Kıbrıs’taki yönetimin politik olarak kazançlı çıkacağı şeklinde algılanan, iki toplum arasında yakınlaşmaya değil sıkıntılara neden olan ve ada üzerinde iki ayrı ekonomiyi öngördüğü için Konsey kararına da ters olan “Direkt Ticaret” taslağı da bu şekilde ortadan kalkmış olacaktır. Ekonomik entegrasyonun ilk adımları olacak bu yöntemle, iki taraf arasındaki ekonomik faklılıkların azaltılması süreci başlayacak, karşılıklı bağımlılıkların ve işbirliklerinin oluşması sağlanacak ve erken bir siyasi çözümün zemini hazırlanacaktır. Sorunun Avrupalılaşmaya başladığı günden itibaren yaşanması kaçınılmaz olan bu süreç, sonunda çalışmaya başlayacaktır. Nihayet, Avrupalı olma ve ayni zamanda Avrupa değerlerinde yaşama sürecinin Kıbrıslı Türkler için de hayata geçirilmesi sağlanacaktır.

Ada üzerinde oluşacak ekonomik entegrasyon sadece Kıbrıslı Türkler’e değil, Kıbrıslı Rumlar’a da fayda sağlayacaktır. AB, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Türkiye arasında ortaya çıkan Türkiye limanlarının Kıbrıs Cumhuriyeti gemi ve uçaklarına açılması sorununu da, Kıbrıs’ta ortaya çıkacak böyle bir gelişme ile Türkiye kamuoyunda tepki almadan çözebilecektir.

AB Dönem Başkanı olarak bu çerçevede yapacağınız çalışmalara katkı koymaya hazır olduğumuzu bilgilerinize sunar, şimdiden tüm çalışmalarınızda ve özellikle Kıbrıs konusunda atacağınız cesaretli adımlarda başarılı olmanızı dileriz.

 

Saygılarımla,

Ali Erel
Başkan

 

2006 © Copyright Cyprus EU Association

Powered by QuickWASP Limited