![]() |
|||||
Anasayfa | Hoşgeldiniz | Hakkımızda | Dernek Organları | Forum | Etkinlikler | Albüm | Basın Bildirileri | Belgeler | Bağlantılar | Bize Ulaşın |
|||||
|
12 Haziran 2006 tarihinde, Türkiye ile AB arasında müzakereler fiilen başladı. Türkiye’nin taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda, müzakere sürecinde katedilecek mesafe yok sayılarak sıfırlanacak. Bu durum ortak tutum belgesine ilave edildi ve Türkiye de bunu onayladı. Anlaşılan, kriz sonbahara ertelendi. Türkiye’den, önceden taahhüt ettiği şekilde, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne limanlarını açması talep ediliyor. Onları yakından ilgilendirmesine rağmen bu süreçte Kıbrıslı Türkler yok.! Buraya nasıl gelindiğini hatırlamakta fayda var. Türkiye, AB ile ilişkilerinin hukuki temelini oluşturan Ankara Antlaşması’nı, 1 Mayıs 2004 tarihinde AB üyesi olan 10 yeni ülkeyi kapsayacak şekilde genişleten “Ek Protokol”ü 29 Temmuz 2005 tarihinde imzalamıştı. İlave olarak, Ek Protokol’de adıyla ifade edilen Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımadığına yönelik bir de deklarasyon yayınlamıştı. Deklarasyon’u takiben AB de, 21 Eylül 2005 te bir Karşı Deklarasyon yayınlamış ve Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ilişkin bir deklarasyon yayınlamasını esefle karşılamıştı. Ayrıca, Türkiye’nin yayınladığı deklarasyonun tek taraflı olduğu, Ek Protokol’ün bir parçası olmadığı ve Türkiye’nin yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığı AB tarafından net olarak ortaya konmuştu. AB, Ek Protokol’ün tam ve ayrımcılık yapmaksızın uygulanmasını ve ulaştırma araçlarına getirilen sınırlamalar da dahil olmak üzere malların serbest dolaşımına ilişkin tüm engellerin kaldırılmasını Türkiye’den talep etmiş, Protokol’ün tüm üye devletlere bütünüyle uygulanması gerektiği, AB’nin bunu yakından takip edeceği ve 2006 yılında tüm uygulamayı değerlendireceği kayda geçirilmişti. Karşı Deklerasyon ile AB, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1 Mayıs 2004 tarihi itibariyle Avrupa Birliği üyesi olduğunu Türkiye’ye hatırlatmış ve uluslararası hukuk açısından Kıbrıs’ta sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdıklarının altını çizmişti. Tüm üye devletlerin tanınmasının katılım sürecinin gerekli bir parçası olduğu ve buna uygun olarak Türkiye ile tüm üye devletler arasındaki ilişkilerin bir an önce normalleşmesine verilen önem vurgulanmıştı. Son olarak AB, BM Genel Sekreteri’nin, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları ve AB’yi kuran temel ilkeler doğrultusunda, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm getirme çabalarına destek vermiş, bunun uyumlu ilişkilere katkıda bulunacağı konusunda AB ülkelerinin mutabık olduğu vurgulanmıştı. 12 Haziran 2006 tarihinde varılan “Uzlaşma” ile, AB’nin 21 Eylül 2005 tarihli Karşı Deklerasyonuna atıf yapılmış ve Türkiye’nin de onay verdiği resmi “Ortak Tutum Belgesin”nin parçası haline getirilmiştir. Olli Rehn ayni gün basın toplantısında AB adına bir kez daha vurgulamıştır: ”Türkiye Ankara Antlaşmasını 10 yeni üyeye uygulamalı. Rum uçak ve gemilerine havaalanı ve limanlarını açmalı. Komisyon olarak biz izleyeceğiz ve Ekim ayı sonunda veya Kasım başında bu konu ile ilgili rapor hazırlayacağız. O güne kadar Türkiye Kıbrıs konusunda taahütlerini yerine getirmelidir.’’ Kıbrıs Cumhuriyeti “veto” hakkını kullanmadan, Ekime kadar Türkiye tahhütlerini yerine getirmezse, hakkındaki kararı Komisyon verecek. Peki ama, Kıbrıslı Türkler resmin neresindedir?
Başkan
|
|
2006 © Copyright Cyprus EU Association Powered by QuickWASP Limited |