top

 

Kıbrıslı Türkler iradelerini geri almalıdır

Son günlerde kuzey Kıbrıs’ta siyasetin tansiyonu yüksek seyrediyor. İlk kez, seçmenin çoğunluğunu temsil eden sağ partiler Türkiye tarafından kuzey Kıbrıs siyasetine yapılan müdahalelerden rahatsız. Rahatsızlık, eylemlerle ve yüksek sesle ifade ediliyor. Sağ partiler meclisi boykot  edip yeni kurulan hükümeti tanımazken, referandumda “evet”in rantını toplayan sol parti CTP, sağdan koparılan “hayırcı” milletvekilleri ile yeni koalisyon hükümetinde “mücizeler yaratacağı” müjdesini veriyor. CTP’den gelen Cumhurbaşkanı, kurulan hükümeti onayladı ve bu hükümetten çok umutlu olduğunu söylüyor.

Kuzey Kıbrıs’ta siyasi dış müdahaleden şikayetçi olmak hiç de yeni bir durum değil aslında. Uzun yıllar, kuzey Kıbrıs’ta iktidara gelme mücadelesi veren sol partiler müdahalelerden hep şikayetçi oldular. Türkiye’ye karşı “ne paranı ne memurunu istemeyiz” tavrını sergileyenler, şimdi “AK Parti müdahale etmişse etmiş, etmemişse etmemiştir, bu müdahale değil danışmadır” şeklinde bir yaklaşım sergiliyor.

Kendi faydasına olması nedeniyle Türkiye’den gelen müdahaleleri hem davet eden hem de savunan CTP yetkilileri, “yıllardır müdahale vardı, şimdi niye şikayet ediyorsunuz” yaklaşımı ile, KKTC’de iktidar olan diğer siyasi partilerden aslında kendilerinin de hiç farklı olmadığını, altını çize çize ilan ediyor.

On yıllar boyunca, müdahalelerin mağduru olan CTP nin “onlar da yapmıştı, biz de yapıyoruz” şeklinde bir yaklaşımla bu müdahaleyi kabul edilebilir ilan etmesi, Kıbrıs Türk toplumunda hayret ve moral bozukluğuna neden olmuştur. Bu durum, toplumun acı bir gerçeği görebilmesi bakımından önemlidir. İktidara gelmek isteyen veya orada kalmak isteyen her siyasi partinin hareket tarzının benzer olacağı, dıştan gelen müdahalelere yıllarca sert muhalefet etmiş olan bir siyasi partinin de ayni zaafiyetleri gösterdiği ve bunu da “son derece doğaldır” diye pazarladığı bir gerçeklik yaşanıyor. Her zaman sessizce kabul edilen bu gerçeğin bir kez daha tartışılıyor olmasından Kıbrıslı Türklerin gelecekleri yönünde ders çıkarılması ve fayda üretilmesi gerekmektedir.

Kıbrıslı Türklerin iradelerinin aslında kendilerinde olmadığı “iyi bilinen bir sır” olmaktan çıkarılmalı ve tartışılmalıdır. Yıllar içinde, farklı dönemlerde Türkiye’de etkin unsurların, ellerindeki her türlü imkanı da kullanarak, kuzey Kıbrıs’taki her alanı etkisi altında tutmuş olduğu gerçeği artık tabu olmaktan çıkarılmalı ve hakkında konuşulmalıdır. Bu konuların konuşulması, hem Kıbrıs Türk halkı hem de Türkiye halkı için faydalı neticeler üretme potansiyeline sahiptir.

Demografik yapı ve seçmen profilinin değiştirilmesinden tutun da, siyasi parti oluşumlarına ve hükümet alternatiflerine kadar, kuzey Kıbrıs’taki hayat hep Türkiye’nin etkisi altında kalmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kuzey Kıbrıs’taki yapıyı, “Türkiye’nin bölgesel alt yönetimi” olarak ilan etmiş ve bu mahkemenin verdiği kararları Türkiye de, kuzey Kıbrıs yönetimi de kabul etmiş ve kısmen dahi olsa uygulamış ve uygulaya gelmektedir.

Her seçim öncesi, Türkiye’den gelen yetkililerin, köyleri ve kentleri dolaşıp seçmeni yönlendirdiği, baskı altına aldığı, cami minarelerinden duyuruların yapıldığı, “Türkiye’ye geri göndeririz” diye tehditlerin kullanıldığı ve para ya da çıkar karşılığı oy satın alındığından CTP hep şikayetci olmuştur ve tüm bunlar gazete arşivlerinde mevcuttur. Ta ki kendileri iktidara gelene kadar! İşte bu durumun iyi algılanması gerekmektedir. Oluşan kirletilmiş zemin temizlenmeden, bu ülkede  politikanın temizlenmesi ve topluma yararlı hale gelmesi mümkün değildir.

Türkiye, kısa süre önce AB kurumlarına gönderdiği resmi yazıda, “2003 yılında Kıbrıs’ta sınırları KKTC hükümeti değil biz açtık” demiştir. KKTC Cumhurbaşkanı, AB dönem başkanı Finlandiya’nın önerisinin kendisine iletilmediğini söylerken, Türkiye yetkilileri pazarlıkları sürdürmektedir. Avrupa’da mahkeme kararları Türkiye’nin aleyhinde alınmakta, Türkiye’den talep edilen Mülk Yasası ve Komisyonu’nu KKTC Meclisi oluşturmaktadır. AB ve dünya artık bizi toplum olarak da muhatap almadan, bizim adımıza Türkiye ile konuşur duruma gelmiştir.

Tüm bu şartlarda, kuzey Kıbrıs’ta iktidara gelmek, orada kalmak ve tekrar o göreve seçilmek, ilgili kişi veya siyasi partinin Türkiye’deki çeşitli unsurlarla yakınlığına ve Türkiye’den ne kadar iyi para isteyip alabileceğine bağlıdır. Hal böyle olunca da, bazı durumlarda müdahaleler Türkiye’den tetiklenmese bile, kuzey Kıbrıs’taki siyasilerin ihtiyacına cevap verecek şekilde müdahalelere Kıbrıs’tan da davetiye çıkarılmaktadır.

Son dönemde yaşanan ibret verici müdahalenin bu kadar fazla ses getirme nedeni; referandum öncesinden başlayan süreçte CTP nin “statükoyu” değiştirme sözü vererek gelmiş olması ve din unsurunun belki de ilk kez kullanılıyor olmasıdır. Bu durumda oklar AK Partiye yönelmiştir. Statükoyu değiştirme sözü ile oralara gelmiş olan partinin, “bunlar normaldir, büyütmeye gerek yok” tavrını ve iktidar hırsının devam ettiğini görmek, toplumda büyük bir kaygı uyandırmıştır.

Kıbrıslı Türkler, “statükodan kurtularak çözüm ve AB’ye ulaşmak için bizim seçtiklerimiz böyle olursa sonumuz hiç de iyi değil” demeye başlamıştır. Bize düşen görev, Kıbrıslı Türklerin iradelerini geri almanın yollarını bulmak ve toplumsal varlık için hayati noktalarda ısrarcı olmaktır.

  • Türkiye; kuzey Kıbrıs’ın ve Kıbrıslı Türkler’in fiilen AB’nin parçası haline gelmesinin, kendi AB sürecinden farklı bir seyir izleyeceğini kabullenmeli ve gereğini yapmalıdır,
  • AB; siyasi çözümde direkt taraf olmamasına rağmen, bir çözüm için şart olan, ada üzerinde ekonomik entegrasyonun oluşması yönünde yasal zemini hazırlamalı ve bu yönde ısrar etmelidir,
  • Kıbrıslı Türkler, kendi geleceklerini ilgilendiren konulardaki kararları kendilerinin verebilmesi yönünde ısrarcı olmalı ve bunu talep etmelidir,
  • Kıbrıslı Rumlar da, boşa geçen zamanın sadece Kıbrıslı Türkleri değil kendilerini de tüketeceğinin bilinci ile hareket etmelidir,
  • Tüm taraflar, kuzey Kıbrıs’ta AB mevzuatının hemen uygulanması için izin vermeli ve gerekli adımları atmalıdır.

Ali Erel
Başkan

2006 © Copyright Cyprus EU Association

Powered by QuickWASP Limited