![]() |
|||||
Anasayfa | Hoşgeldiniz | Hakkımızda | Dernek Organları | Forum | Etkinlikler | Albüm | Basın Bildirileri | Belgeler | Bağlantılar | Bize Ulaşın |
|||||
|
Bir seçim daha geride kaldı. Partiler, seçim sonuçlarını kendi açılarından yorumladılar. Bu seçimlerin en çarpıcı sonucu, katılımın önceki seçimlere göre ilk kez yüzde 65 civarında kalmasıdır. Şimdiye kadar yapılan tüm seçimlerin en düşük katılımı bu seçimlerde gerçekleşmiştir. Bu durum ciddi bir uyarı olarak algılanmalıdır. Ayrıca, kısa süre önce yapılan sayım neticeleri açıklanmadığı için demografik yapının yansımalarını yorumlamak mümkün olamıyor. Sadece iki bölgeden birer milletvekili seçilecek olması, seçmenlerin sandığa gitmesindeki isteksizliğin nedeni olabilir. Ayrıca, “partilerin tümünü de denedik, hiç birine güvenmiyoruz” diyen önemli bir kesim de sandığa gitmemiştir. “Geçen seçimde oyumu verdim de ne oldu?” diyenler seçimleri protesto ettiler ve genelde, “Çözüm ve AB” vizyonu doğrultusunda hareket etmeyen partilere oy vermeyi reddettiler. Siyasi Partiler yenilenme ve yeniden yapılanma söylemlerinin aksine, kendi statükolarını devam ettirdiler. Parti yönetimlerine hakim kadroların parti içi egemenliklerini sürdürme uğruna bilinen “eski tüfekler” ile halkın karşısına çıktılar. Bu, halkın tepkisine neden olmuş ve neticede katılımı düşürmüştür. CTP, önceki seçimlerde halka verdiği sözleri tutamadığı için bu seçimlerde ciddi bir uyarı almıştır. Bu uyarı, iki milletvekilliğini alması nedeniyle net olarak görünmese de, CTP 2002 seçimlerinde Lefkoşa Türk Belediye Başkanlığını alarak başlattığı yükselişini, iktidar gücünü kullanmış olmasına rağmen bu seçimde koruyamadı. Hem LTB’ ni kaybetti, hem de oy oranını düşürerek inişe geçtiği sinyallerini verdi. DP’nin Lefkoşa Belediye Başkan adayı, belediye hizmetlerini genel politikadan ayırma becerisini göstererek eski belediye başkanına duyulan tepkiyi kullanmış ve LTB’sini kazanmıştır. Bunun dışında DP, “iki bölgeli, iki toplumlu federal bir çözüm” şekline sıcak bakmayan politikasını devam ettirdiği sürece halkın güvenini kazanamayacaktır. DP, Kıbrıs Türk toplumunun sıkışık durumunun mimarı olan politikaları devam ettiren çözümsüzlüğün kalesi durumundan çıkmalıdır. BDH, TKP ve diğer partiler ise güçbirliği yapamadıkları için alternatif olmayı başaramadılar. Şimdi merak edilen konu, “Bana güç verin ki ortağımın engelinden kurtulup halkın iradesi yönünde hareket edebileyim” şeklindeki yaklaşımının gereklerini CTP yerine getirip, BDH’nın desteği ile hükümeti tek başına kurmak isteyip istemeyeceğidir. Bize göre; DP ve UBP, “Çözüm ve AB” vizyonu doğrultusunda politika üretmeye başlamalı, CTP de öncelikli tercihlerini, Kıbrıs Türk halkının iradesi doğrultusunda kullanmalıdır. BDH ve TKP, güç birliğine gidebilirse, yelpazedeki yerini alabilecektir. Ali Erel |
|
2006 © Copyright Cyprus EU Association Powered by QuickWASP Limited |