top

 

Ticaret Odası-Hükümet işbirliği Yeşil Hat Tüzüğü’nün çalışmasını engelliyor. Kıbrıs’ta da AB ile ipler kopma noktasına geldi.    Ticaret Odası’nın yetkisi sorgulanıyor.

Kıbrıs AB Derneği yayınladığı basın bildirisinde, patatesin Mağusa limanından ulaşamayacağı pazarlara Limasol’dan ulaşmasını hükümetin ve Ticaret Odasının engellediğini ve üreticinin eline ton başına peşin 310 EURO yerine gecikmeli 200 EURO geçmesine sebep olduklarını belirtti. Bildiride, ayni anlayışın 8,000 tonluk limon üretiminin 7,500 tonunun ağaçta çürümesine neden olduğu belirtildi. Bildirinin tam metni aşağıdaki gibidir. 

Ticaret Odası-Hükümet işbirliği Yeşil Hat Tüzüğü’nün çalışmasını engelliyor.
Kıbrıs’ta da AB ile ipler kopma noktasına geldi. Ticaret Odası’nın yetkisi sorgulanıyor.

“AB verdiği sözleri tutsun, izolasyonları kaldırsın” şeklinde ifade edilen politikalara rağmen, Kıbrıs Türk ürünlerinin Mağusa limanından ulaşması mümkün olmayan pazarlara girmesine TC-KKTC politikaları engel oluyor.

Kıbrıslı Türkler ekonomik olarak güçlenir kaygısı ile Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti, 40 yıldır ekonomik ambargo uyguluyor. Diğer taraftan, Yeşil Hat Tüzüğü ile düşük seviyede devam etmekte olan ticaret de amacına ulaştırılmıyor. Tüzüğün amacı, ABAD  (Avrupa Birliği Adalet Divanı) kararlarını aşabilmekti. “Devlet tanınsın” diye belgelere KKTC mühürünün vurulması üzerine ABAD, 5 Temmuz 1994 de kuzey Kıbrıs ürünlerinin Avrupa pazarına girişini yasaklamıştı.

 “İzolasyonların kaldırılması” argümanını, hala KKTC’nin tanınması hedefi için kullanmak isteyen Türk politikası, Yeşil Hat Tüzüğü çerçevesinde Limasol limanından yapılacak ihracatı engelliyor. Kısa süre önce, Mağusa limanından ulaşılması imkansız olan AB pazarlarına, Limasol üzerinden narenciye ihracatı, 7500 ton ürünün ağaçta kalması pahasına, K.T.Ticaret Odası ve KKTC hükümeti tarafından engellenmişti.

KKTC hükümeti iki yıldır Yeşil Hat Tüzüğü altında AB pazarına narenciye ve patates’in girebilmesi için “AB izolasyonları kaldırsın” çağrısı yapıyordu. AB Komisyonu da kuzey Kıbrıs’a onlarca defa uzmanlar göndermiş, bahçeler, toprak ve tohum defalarca tahlil edilmişti. Sonuçta; Kuzey Kıbrıs ürünü patates, “sağlıklıdır ve AB pazarına girebilir” belgesini ilk kez bu sezon almıştı. Bu işlemler için iki yıl ve on binlerce Euro harcanmış,  patatesi Limasol’a Kıbrıs Türk kamyonları taşısın diye ön işlemsiz özel izin de alınmıştı. Ayrıca, KKTC Bakanlar Kurulu, 7 Haziran 2006 tarihinde, “resmi gazetede yayınlanmamak üzere” aldığı kararla, patatesin “Güney Kıbrıs’a ihracatı halinde” ton başına 25 Amerikan doları ihracat primi verilmesini onaylamıştı.

Bu gelişmeleri takip eden iş insanları, patatesi ambarlarında depolayan KKTC Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) ile mukavele imzalayarak, Norveç, Yunanistan ve İngiltere gibi AB ülkelerindeki alıcılarla bağlantılar yapmıştır. Bu arada, ürünün kuzey Kıbrıs menşeli olduğunu gösteren belge alımı için de Ticaret Odası’na müracaat edilmiş ve ihracat bağlantısı yapılmıştı.

Ancak, Ticaret Odası Başkanı, patates ihracatını Rum kamyoncuların engelleyeceği tezini savunmuş ve “verildi” dediği menşe belgesinin, aslında verilmediği noter huzurunda tespit edilmiştir. Bu arada, deneme maksatlı bir kamyon patatesin TÜK ambarlarından çıkışı bazı Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyelerinin de katıldığı gösteri ile engellenmiştir.

Bu olaylar devam ederken, KKTC Hükümeti ve Cumhurbaşkanı’nın, “biz güneye satışa değil, Limasol’dan ihraç edilmesine karşıyız” deyip işin içinden sıyrılmaya çalıştığı görülmektedir.

Hükümet ve Ticaret Odası, bir yandan patates ve narenciye ihracatçısı olan “güney Kıbrıs’a satış için ihracat primi” ödeme kararı alırken, bir yandan da Avrupa pazarı için özel üretilen bu tipteki patatesin Limasol’dan ihraç edileceğini bilmezmiş gibi görünme çabasındadır.

Başarılı olamayacağını bilerek, “izolasyonlar kalksın” diyen ve başka açılımlar getirmekte başarısız olan, diğer taraftan da “ihracat primi” kararı alan KKTC tarafı, “Türkiye böyle istiyor, bahçede ve ambarda çürüyen ürünün bedelini  ödeyecek” deyip,Yeşil Hat Tüzüğü’nün çalışmasını, 23 Haziran 2006 da durdurmuştur. KKTC Hükümeti, bu gelişmeleri yakından takip eden yabancı misyon ve AB temsilcilerine, “Kıbrıs Türk tarafı, gerçekte ticaret imkanları ile ilglenmiyor, KKTC’yi tanıtma birincil önceliğidir” yargısını pekiştiriyor.

Bu konuda ciddi bir belirsizlik ve kaos yaşanmaktadır. Bu kaosun bedelini üretici, vergi ödeyen vatandaş ve genel olarak Kıbrıs Türk ekonomisi ödemektedir. TÜK, patates ürünü için üreticiye aylar sonra ton başına 200 Euro ödeyip ürünü ambarda çürütürken, Avrupa’ya ihraç edilse üreticinin eline, ton başına peşin olarak 310 Euro geçecektir. Kimse artık hükümetin “AB verdiği sözleri tutsun, izolasyonları kaldırsın” çağrısını samimi bulmuyor. Ticaret Odası’na AB tarafından verilen yetki de sorgulanmaya başlanmıştır.

Ali Erel
Başkan

 

2006 © Copyright Cyprus EU Association

Powered by QuickWASP Limited