top

 

Yeşil Hat Tüzüğü ve Narenciye İhracatı

KAB Yönetim Kurulu adına bir açıklama yapan Ali Erel, pazar sıkıntısı ve kalite düşüklüğü nedeniyle dalında kalan narenciye için bütçeden milyonlarca dolar sübvansiyon ödendiğini, özel sektör firmalarının haksız devlet rekabeti nedeniyle büyüyemediğini söyledi. Siyasi ve ekonomik bedellerini ödemek kaydı ile, arzu ederse Hükümet’in Yeşil Hat Tüzüğü’nü uygulamadan kaldırabileceği, kişi ve kurumların karşı karşıya getirilmemesi gerektiği ifade edilen basın bildirisinin tam metni aşağıdadır:

“Yeşil Hat Tüzüğü 29 Nisan 2004’de AB tarafından kabul edildi. Tüzüğün amacı; kuzey Kıbrıs’ta AB muktesebatının askıya alındığı çözümsüzlük ortamında, Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyi arasındaki kişi ve malların dolaşımını kolaylaştırmak, Kıbrıs Türk ekonomisini iyileştirmek, Kıbrıs’ın iki kesimi arasındaki ekonomik farklılığı ortadan kaldırmak ve Kıbrıslı Türkler’i Avrupa Birliği’ne yakınlaştırarak çözüm gününe hazırlamaktı.

Uzun yıllardır mümkün olmayan güney ve kuzey limanlarından giriş yapmış kişilerin ada genelinde serbest dolaşımı, tüzüğün uygulamaya girmesi ile mümkün hale geldi. Kuzey Kıbrıs turizmi günübirlik turlarla ve ileriki yılları daha kolay pazarlama şansını bulmayla  bundan fayda sağladı. Yolcu beraberi “şahsi eşya” kapsamında, Yeşil Hat üzerinden mal hareketleri ilk kez başladı. Fiyat kıyaslamaları, fahiş fiyatlarla satılan bazı ithal ürünlerin fiyatlarında zorunlu düşüşe yol açarak, kuzey Kıbrıs ekonomisi ve kuzey Kıbrıs tüketicisine fayda sağladı.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın, 7 Temmuz 2004 tarihinde AB tarafından resmen yetkilendirilmesi ile Yeşil Hat üzerinden resmi “ticari mal” hareketi de başlamış oldu. İthal ürünler ile canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin kapsam dışında tutulduğu mal akışı düşük seviyelerde ve aylık “yüzbin Kıbrıs Lirası” civarında devam etmektedir. Güneye geçen ürünlerin oradan ihraç edilmesi ise KKTC Hükümeti’nin kontrol sahası dışındadır.

Sebze ve meyve gibi ürünler bu tüzük altında güney Kıbrıs’a geçmeye hak kazandı. Yeşil Hattı geçebilen tüm ürünler ve özellikle miktarları açısından önem taşıyan Narenciye ile Patates ürünleri, AB uzmanlarından sağlık kontrol belgelerini alarak güney Kıbrıs’a ve güney Kıbrıs limanlarından AB pazarına ulaşabilme şansını yakalamış oldu.

Kuzey Kıbrıs ekonomisi içinde özel yeri olan narenciye ürününün Avrupa pazarına girişi, 1994 yılında ABAD kararları ile kuzeyde kabul edilmiş, menşe ve sağlık sertifikası verecek yetkili otorite bulunmadığı için engellenmişti. Avrupa dışı pazarlara yönelen narenciye ihracatının bir kısmı bahçeden kamyonlarla Türkiye’de paketlenmek üzere gönderilmekte idi. “Türkiye ürünü” markalı kartonların, kuzey Kıbrıs’taki bazı paketleme evlerinde AB uzmanları tarafından tesbit edilmesi üzerine, Avrupa pazarına giriş daha da zorlaştı ve bu konuda AB soruşturma başlattı.

Genellikle devlet eliyle paketlenip pazarlanan ürünün getirisi hep düşük kaldı. Üretici, bahçelerine gerekli bakımı yapamadı. Pazar sıkıntısı ve kalite düşüklüğü nedeniyle, her yıl onbinlerce ton narenciye bahçede dalında kaldı. Devlet bütçesi her yıl on milyonlarca dolar sübvansiye ödemek durumunda kaldı. Özel sektör firmaları, devlete ait paketleme ve ihracat şirketlerinin haksız rekabeti ile karşılaştığı için büyüyemedi. “Yeniden yapılandırma” ekonomik raporlarda hep yer almasına rağmen, haksız rekabet yaratan devlet kurumları sektörden çıkmayı reddetti ve özelleştirme hep kağıt üzerinde kaldı.
KKTC Hükümet yetkilileri, Yeşil Hat Tüzüğü’ne karşı olduklarını yüksek sesle ifade etmediler ve geçiş kapılarında gerekli gümrük işlemlerini yaparak sürece dahil oldular. Tüzük’ten hareketle, mütekabiliyet temelinde KKTC yasalarında gerekli düzenlemeler yapıldı ve tüzük dinamiklerinin iki yönlü çalışmasına olumlu  katkı da sağlandı.

Hükümetin uygulamada taraf olduğu Yeşil Hat Tüzüğü’nde, güney limanları üzerinden yeni pazarlara ulaşabilme imkanı iki yıldır kullanılmadı. Bu yıl sağlık kontrolleri tamamlanan ve özellikle talebin yüksek olduğu İngiltere pazarına ulaşacağı umudu ile, daha fazla ekimi yapılan patates ürünü ile yeni pazarlarda daha yüksek fiyatlara alıcı bulma şansı olan narenciyeyi değerlendirmek üzere, Mağusa limanından ulaşılamayan Avrupa ülkelerine ihraç edebilme imkanını özel sektör gündeme getirdi ve ayni anda, narenciye sektörünün en büyük aktörü durumundaki Hükümet dahil çeşitli örgütlerden tepkilerle karşılaşıldı.

Yapılan açıklamalardan, güney Kıbrıs limanlarından mal ihracatına “Mağusa limanı açılacak, izolasyonlar kalkacak” beklentisi ile karşı olduğu anlaşılan Hükümet ile “vatanperverlik” nedeniyle karşı olduğunu açıklayan uygulayıcı durumundaki Ticaret Odası yönetiminin “uyum içinde” çalıştığı bu dönemde, Yeşil Hat Tüzüğü altında izinleri vermek kendi ellerinde iken, konu ile ilgili sektörleri ve örgütleri birbirine karşı kışkırtıp kırdırmanın doğru olmadığı kanaatindeyiz.

Yeşil Hat Tüzüğü’nün uygulanması siyasi bir karardır. Biz tasvip etmesek bile, siyasi ve ekonomik bedellerini ödemek ve topluma ödetmek kaydı ile, arzu ederse Hükümet’in tamamen tüzüğü uygulamadan kaldırabilecek güce sahip olduğu bir ortamda, ticari bilgilerin dışa sızdırılması, kişilerin hedef gösterilmesi ve örgütlerin birbirine düşürülmesi yönteminin kullanılıyor olmasını anlamak mümkün değildir.

Sayın Başbakan’ın;

  1. Kuzey Kıbrıs’ta, güney Kıbrıs’ta ve alıcı ülke Hollanda’da hep Kıbrıslı Türklere ait firmaların narenciye konusunda işbirliği yapıyor olmasını “uluslararası ticaret böyle olmaz, bu bir senaryodur” diye nitelemesine,
  2. “Mağusa limanının tüm pazarlara ulaşabildiği ve başka limanlardan ulaşılacak yeni pazarlar olmadığı” yönündeki ifadelerine,
  3. “Dalında narenciye kalmıyor, ihraç edecek fazla narenciyemiz yoktur” şeklindeki yaklaşımına,
  4. “Mağusa limanının altyapı yatırımları ile rekabet gücünün artırılması gerektiği” yaklaşımına katılmadığı şeklindeki duruşuna,

bizim katılmamız mümkün değildir.

Narenciye ihracatının, yeni pazarlara ulaşmak için güney limanlarından ihraç edilmesi aşamasında Kıbrıslı Türklere ait kamyonların kullanılması, adil yöntemlerle olmasa da, mümkündür. Diğer taraftan, Liman İşçileri Şirketi’nin uyguladığı ücret tarifesi ve tekel pozisyonu KKTC yasaları ile belirlendiğine göre, bu karmaşanın Hükümet’in siyasi kararları ve doğru ekonomi politikaları ile giderilmesi mümkündür.

Zamanında alınmayan siyasi ve ekonomik önlemlerin bedelini, kişi ve örgütleri karşı karşıya getirerek çözme yöntemini alışkanlık haline getiren Hükümet’i gerçekleri görerek politikalar üretmeye davet ederiz.”

Yönetim Kurulu adına
Ali Erel  -  Başkan

2006 © Copyright Cyprus EU Association

Powered by QuickWASP Limited