|
AB mali yardımı alınıp kullanılmalıdır
Bilindiği gibi, Avrupa Birliği Kıbrıslı Türklerin ekonomik durumunu iyileştirmek amacıyla Mali Yardım Tüzüğü’nü onaylamıştır. Türk tarafının daha önceki önerileri reddetmesi sonucu 120 milyon Euro kaybedilmiştir. Şimdi, kaynağın geriye kalan 139 milyon Euroluk bölümü AB tarafından onaylanıp Kıbrıslı Türklerin kullanımına sunulmuştur.
Kıbrıslı Türklerin AB den yardım alması istenmiyor.
Türkiye’de ve kuzey Kıbrıs’ta hükümetler değişmiş ancak Kıbrıs politikasını hala eski anlayış yönetmektedir. Bu anlayış, Annan Planı’na karşı olan, Kıbrıs’ta “iki bölgeli, iki toplumlu federal çatıda birleşik Kıbrıs”ın AB içerisinde yerini almasına karşı olan bir anlayıştır. Kıbrıslı Türkler için hayati önem taşıyan Kopenhag zirvesindeki çözüm fırsatını kaybettiren yine bu anlayıştı. Türkiye ve Kıbrıs’ta Kıbrıs politikasını belirleyenler, eskiden Kıbrıs’ta çözüm istemediklerini açıkça söylüyorlardı, şimdi ise çözüm istermiş gibi görünerek ayni politikaları sürdürüyorlar.
- Eskiden “AB den bir tek kuruş alan vatan hainidir” diyorlardı, şimdi ise “direkt ticaret gerçekleşmezse AB yardımı alınmamalıdır” diyorlar;
- Eskiden “İki toplum arasındaki kapılar açılmamalıdır” diyorlardı, şimdi ise “anıt” köprü yaparak lokmacı barikatının açılmasına karşı çıkılacak zemini yaratıyorlar;
- “İki tüzük ayrılırsa AB ile ilişkilerimizi keseriz” diyorlardı tüzükler ayrıldı bu politika da iflas etti;
- “120 milyon Euro kaybedilmez, bir şekilde süre uzatılır” diyorlardı kaynak kaybedildi;
- Bu anlayış “Kıbrıs Cumhuriyeti çözüm olmadan AB üyesi olamaz; şiddetle tepki koyar engelleriz” diyerek Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyesi olmasını sağladı.
- Bu anlayış neticesinde, Kıbrıs Rum liderliği kontrolündeki Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyesi olmuş ve Türkiye’nin AB süreci üzerindeki etkisini kullanarak Kıbrıslı Türkler’in haklarını budamak için “salam politikası” uygulamaya başlayabilmiştir.
- “Mağusa limanı açılmazsa limanlarımızı Kıbrıs Cumhuriyeti’ne açmayacağız” diyorlar limanların da açılacağını hep birlikte izleyeceğiz.
Çözüm ve AB’den yana olduğunu söyleyerek seçilen CTP hayal kırıklığı yaratıyor.
CTP, “Ortak Vizyon” ve “Bu Memleket Bizim Platformu” şemsiyesindeki halk hareketini kullanarak iktidara gelmiştir. Sonrasında, iktidarda kalmak için Türkiye’de üretilen Kıbrıs politikalarını izlemeye başlamıştır. Bu politika “Türkiye’nin AB sürecine bağımlı, çözüm istermiş gibi görünme” politikasıdır. CTP yönetimi, bu politikaları savunmakta belki önceleri zorlanmış, ancak iktidarda kalabilmek için bu politikaları uygulama yolunu seçmiştir. Çözüm beklentisi ile CTP’ye oy verenlerin manüpülasyonlarla bu çizgiyi haklı görür noktalara taşınması gerekiyordu. CTP’nin önde gelenlerinin hayretle karşılanan söylemlerinin nedeni budur.
CTP’den beklenen, erken çözüm için çaba harcamasıdır.
CTP’den halkımızın beklentisi, erken çözüm için politikalar geliştirmesidir. Çözüme kadarki dönemde, Türkiye ve AB den gelen kaynakları verimli kullanıp ekonomiyi iyileştirip AB ye uyumlaşmayı sağlamalıdır. Ekonomik faydası yok denecek kadar az olan “Direkt Ticaret Tüzüğü” saplantısından vazgeçip “Serbest Ticaret” açılımını savunulmalıdır.
CTP Mali yardımı alıp kullanacağını belirtti:
Gerek Başbakan ve sözcüleri tarafından yapılan açıklama, gerek Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamalar, 139 milyon Euronun alınıp kullanılacağı yönündedir. Başbakan Soyer, “Türkiye bize daha fazlasını zaten veriyor, yardımın miktarı önemli değil ama AB ile Kıbrıs Türk toplumunun ilişki içerisine girmesi bakımından bu yardım kullanılmalıdır” diyor. “Kararı beğenmedik ancak mali yardım tüzüğünün olumlu yanlarını da görmemiz gerekir” deniyor. Yanlışın neresinden dönülürse kardır. Bu bağlamda KKTC yetkililerindeki bu değişim gerçekse bunu olumlu buluyor ve destekliyoruz.
Türkiye’deki karar vericiler yardımı almayın derse ne olacak?
Türkiye’nin başarısız Kıbrıs politikasının mimarları, “Kıbrıslı Türkler sadece Türkiye’den yardım almalıdır, AB ile ilişkiye girmemelidir”, görüşündedirler. Yardımı almayın diyebilirler. Hatta bu yönde girişimler başlattıkları konusunda ciddi duyumlar gelmektedir. Hükümet kontrolüne alınan sivil toplum örgütlerinin, mali yardımın alınmaması yönünde kullanılması da kuvvetle muhtemeldir. Ümit ederiz ki bu duyumlar yanlış olsun ve Kıbrıs Türk Halkı bu kaynağı ve beraberinde başlayacak AB ile ilişikileri de kaybetmesin.
AB mali yardımını alıp kullanmak neden önemlidir?
Bu kaynakla kuzey Kıbrıs’ta AB ofisi açılacak AB’ye uyumlaşma süreci süratlenecektir. AB’ye uyumlaşma, demokratik ve ekonomik olarak yaşam kalitemizi iyileştirecektir. Yolsuzlukların, rüşvetin, partizanlığın, kayırmacılığın kalkmasını, şeffaflık, ve hesap verilebilirlik ile çevre duyarlılığı ve daha adaletli gelir dağılımı sağlanacaktır. AB’ye uyumlaşma, yasama, yürütme ve yargının birbirinden bağımsız olarak ve daha rahat çalışmasını sağlayacaktır. Demokratikleşme, sivilleşme ve insan haklarına saygı gibi temel değerlerlerin yerleşme süreci başlayacaktır. Mali yardım; elektrik, su, liman, labaratuvar gibi temel alt yapı eksikliklerimizin giderilmesinde ve KOBİ lerin rekabet güçlerinin iyileştirilmesi yönünde kullanılabilecektir.
AB yardımları ekonomimizin uluslararası hukuğa uygun bir şekilde gelişmesi için katkı koyacaktır. Kumarhane, gece kulübü, “betting ofislere” dayalı değil, sağlıklı temellere dayalı bir ekonomik gelişme modeli sağlanmasında AB yardımlarının disiplin sağlayıcı sürecinin başlamasında yarar vardır.
Halk, getirdiği gibi götürür de;
Sonuç olarak; Türkiye’nin AB yardımlarını alması ne kadar doğalsa Kıbrıs Türk toplumunun da AB yardımlarını alması, AB mekanzması içinde o kadar doğaldır. Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen Kıbrıs’ta göstermelik değil ciddi anlamda çözüm isteyen ve birleşik Kıbrıs’ın AB içerisinde yer alması için çaba harcayan politikacıların süreçlerde belirleyici rol oynamasını istiyoruz. Politika yapmak; Türkiye’nin AB üyesi olmasını istemeyenlere ve Kıbrıs’ta çözüm istemeyip Kıbrıslı Türklerin AB karşıtı çizgilere taşınmasını isteyenlere bırakılmamalıdır. CTP yönetimi de iktidarda kalmak için AB karşıtı görüşleri savunmaktan vazgeçmelidir. CTP’yi çözüm ve AB isteyen halk kitleleri hükümete getirdi. Halkımız, verilen sözler tutulmazsa, iktidara getirdiği gibi götürmesini de bilir ve bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Kıbrıs AB Derneği
Yönetim Kurulu

|